Kayıtlar

The Sarah Jane Adventures ve Doctor Who'dan Kaynaklanan Sinirim

Resim
(Çok konudan konuya atlamalı bir yazı olacak, genel izleyici kitlesi için hiçbir anlam ifade etmeyebilir, just a warning) Nasıl olduysa 16 nisan cuma günü sabahı, aniden gelen bir dürtüyle The Sarah Jane Adventures izlemeye başladım. En son yıllar önce izlemiştim, belki 10 yılı vardır. Ve tüm iç gıcıklayıcılığıyla, kalitesizliğiyle, ve samimiyetiyle bana çok güzel bir gün geçirtti. İzlemeyenler için uyarımı yapayım, gerçekten bir çocuk dizisi. Her şey çizgi film gibi. Çizgi film dediysem, Moffat dönemindeki gibi kalitesiz çizgi.  filmlerden değil. Hani çizgi filmlerde bazı şeyler olur biter, atıyorum Tom ve sahibi durup dururken gelip bir eve yerleşir ve orada Jerry belirir, sen de tutup ulan nerden geldiler madem faresizdi mutlulardı oraya dönsünler falan demezsin ya, öyle bir şey. (Salak bir örnek oldu biliyorum idare edin) Her şeyin açıklanmasına gerek yok. Bir bölümde Sarah Jane'in oğlu ve arkadaşlarının gittiği okulu Slitheen'ler ele geçiriyor, meğer bir süredir dünyadaki ...

Son Zamanlarda / Marvel Dizileri, Love is Hard for Otaku ve Oyunlar

Resim
İyi bir giriş yapmak isterdim fakat nasıl yapılacağı hakkında hiçbir fikrim yok... *Bir de, blogger'a bir şeyler olmuş, kesinlikle yorumlara nasıl cevap verileceğini çözemedim. (google'a hem iş mailim, hem de bu blog için kullandığım mailim girili, kesinlikle iş mailim dışında bir şeyle cevap yazamıyorum...) Bir süredir kardeşimle Wandavision'ı takip ediyorduk, neredeyse 3 ay boyunca bizim için iyi bir cuma eğlencesi olmuştu. Tüm dünya ne kadar harika, ne kadar iyi bir dizi olduğundan bahsedip durdu zaten, aynı şeyleri milyonuncu defa anlatacak değilim. Wanda, yıllardır MCU takip eden biri olarak benim açımdan çok ayılıp bayıldığım bir karakter değildi, bu diziye kadar tabii. Çok güçlü olduğunu biliyorduk evet, ama bu güçlerle neler yapabileceği üzerinde durulmamıştı bence (kabul 2-3 filmin konusu direkt bu kızın güçlerinin kullanımıyla başlıyordu, ama buradaki gibi neler neler yapar daha haberiniz yok tarzı bir şey izlememiştik). Endgame'de Thanos'u bıraksalar tek ...

10 Şubat 2021'den Bir Yazı

Resim
 2020 yılında birçok şey yaşandı. Kimisi için berbat, kimisi için gerçekten güzel bir yıldı. Bense yıla berbat başlayan ve ortalamalarda bitiren biriyim. 2019 haziranda üniversiteden mezun oldum. İyi bir etkinlik ajansında staj yapmaya başladım. İki buçuk aylık stajın ardından eylülde resmi olarak işe alındım, aynı ay çok sevgili arkadaşlarımın itelemesi ve çekiştirmeleri sayesinde 1 haftalık bir Güney Kore gezim oldu, bu yazının konusu değil. Bundan iki ay sonra, kasımda aynı arkadaşlarımla şu veya bu sebeplerden aram açıldı.  Yılbaşından yaklaşık 4 hafta kadar sonra da, ajans tarafından işten çıkarıldım. Her ne kadar lise hayatım düşük notlar ve belgesiz geçen karnelerle dolu olsa da, genel olarak başarısızlığa alışkın bir bünyem yok maalesef. Çıkarılmamın sebebi, hamile olan üssümün ayrılacağı, ve bu durumda tek başına bir yeni mezunun tüm görevi üstlenemeyeceği, o yüzden benim çıkarılıp yerime daha yetkili ve becerikli birini almak istemeleriydi. Bunun için kendimden başka...

2 yıllık ara da biraz şov sanki

Resim
Bloga ara verdiğim çok olmuştu ama, hiç 2 yıl ara verdiğim olmamıştı ne yalan söyleyeyim.. Bugün tesadüfen rastladım buraya (evet kendi bloguma tesadüfen ?) ve dedim ki niye uğramıyorum, her şeyi çok mu fazla saldım acaba, listelerim bile tam değil artık. - Diye düşünürken kendimi dizi listelerimi yine güncellemiş olarak buldum gerçi.. Sanırım, buraları salmamın sebeplerinden biri ifade yeteneğimi birazcık kaybetmiş olmam. Her cümlemin sonunda bir emoji arıyor, o emoji olmadan eksik hissediyorum. Ne diyeyim, köpeği olmuşum iletişim çağının köpeği. Blog tutmak yerine instagram hesabı, facebook, twitter kullanmak o kadar kolay geliyor ki şurası aklıma azıcık bile gelmiyordu inanır mısınız. Ama köpeği olduğum iletişim çağına çok da hayran değilim, her şeyin ışık hızında ilerlediği bir devirde, o hıza yetişemediğim an kendimi depresyonun pençelerinde buluyor, kalabalıklar içinde yalnız kalmış hissediyorum. Neyse ya, böyle şeylerden bahsetmeye gelmedim. Ne için geldiğimi de bilmiyorum....

NEDEN HEP BEN

Bu sıralar beynimi yine biraz kaybetmiş durumdayım. Bakın benim dönemlerim vardır. Beynimi kaybedip ruhumu kalbime teslim ettiğim bu dönemlerde bir şey takıntı haline getirir, suyunu çıkarana kadar sündürür, sonra da onu kesinlikle terk etmeden hayatımın bir parçası haline getirir ve hayatıma eklerim. Çok küçük yaşlarda ilk takıntım Harry Potter'dı, zaman geçti okumayı öğrendiğim andan itibaren içimde tutku olan kitaplardan inşa oldu hayatım, sonradan hayatıma Avatar The Last Airbender ve evimize giren internet eşliğinde "yabancı dizi" furyası girdi, bu furya ilk başladığında Doctor Who tek büyük takıntım oldu. Gel zaman git zaman yabancı dizilerin hayatımdaki varlığı normalleşti, bu kez animeler girdi. Öyle çok sevdim ki bu çizimleri, saatlerimi harcadım üzerlerinde. Ve sonra Kore dizileri geldi. İzlemediğim türü, ezberlemediğim oyuncusu kalmadı. Artık daha da takıntı edinmem derken kpop ve gruplar, akabinde gelen tasarım sevdasıyla artık beynim daha fazlasını kaldırm...

Scarlet Heart: Ryeo / Moon Lovers

Resim
Bol bol sinir bozukluğuyla geldim bugün.. Bildiğiniz gibi olayların dizisi Moon Lovers bu haftanın başında final verdi. Okulun gereksiz bir şekilde sıkıştırdığı, bir ödevden diğerine atladığım saçma sapan bir bunalım döneminde olduğumdan, izlemeyi hafta sonuna bıraktım. Zaten diziyi takip eden herhangi biri gibi finalde ne yaşanacağını falan bildiğimden, bittikten sonra bir süre herhangi bir canlı formuyla iletişime geçmek istemeyeceğimin de farkındaydım, bu yüzden hafta sonunun başlamasıyla besmeleyi çekip izlemeye başladım. Sonrası.. Sevgilisi tarafından aldatılmış, peşinde borçlusu harçlısı her türlüsü dolanan, hayatın çelmeyi çoktan geçirdiği Gu Ha Jin, birilerinin canını kurtarayım derken kendini absürt bir zaman sıçramasının içinde bulur, 21.yüzyılda başladığı günü 9.yüzyılda bir öğleden sonrasında devam etmektedir. Geldiği yer Goryeo'dur, ülke kurulalı henüz yarım asır dahi geçmemiştir, başta hala kurucu kral Taejo vardır, kızımızsa artık Ha Jin değil, kralın oğulla...

Reply 1988 / Bitirilemeyenler kervanı uzar ve canlar yanarken

Resim
Kore olimpiyatlarının gerçekleştiği 1988 yılından itibaren başlayarak, Seoul'da küçük bir mahallede yaşayan insanların yaşamlarını, sıkıntılarını, mahallenin ergen gençlerinin ilk aşklarını, ilk heyecanlarını anlatan, herhangi bir diğer Reply dizisi gibi adım adım günümüze yaklaşırken eskiyi bizlere de baştan yaşatan bir yapım Reply 1988. Şimdi çokbilmişliğe lüzum yok, 1988'de daha çekirdekte tohum bile değildim, fakat bana her zaman hayat 2000'lerin ortasından sonra bir anda hızlandı gibi gelmiştir, sanki öncesinde gelişmeler, güncellemeler, her şey yavaş ve tadını çıkara çıkara, klasik seyrinde gidiyordu da, sonra bir anda teknolojiye, ilerlemelere yetişemez olduk gibi. Neyse, nihayetinde zaman zaman samimiyetiyle izleten, zaman zaman bayık sanat filmleri gibi saatlerce seyirciyi boynundan tutarak sürüklemeye çalışan, artısı eksisiyle her şeye rağmen sıcacık bir diziydi. Haaa fakaaaat.. Ben bu diziyi tamamlayabildim mi? Hayır. Bakın uzun zamanlı takipçilerim beni ...